
LibreOffice: Neyi Eksik ki Bedava Olmasına Rağmen Kullanmıyorsunuz?
Her ay ya da her yıl, kredi kartı ekstrenizde beliren o tanıdık isim… Yıllardır kullandığınız, belki de bilgisayarınızı ilk açtığınız günden beri hayatınızda olan ve o LibreOffice dışındaki ofis programları için ödediğiniz lisans ücreti. Peki, bir an durup düşündünüz mü? Bu ödemeyi neden yapıyorsunuz? Alışkanlıktan mı? Mecburiyetten mi? Yoksa “daha iyisi yoktur” önyargısından mı?
Bugün, size bu dijital prangaları kırmanın, hem cebinizi hem de ruhunuzu özgürleştirmenin yolunu anlatacağız. Bugün, size tamamen ücretsiz, inanılmaz derecede güçlü ve milyonlarca insanın sessizce ama gururla kullandığı bir hazineden bahsedeceğiz: LibreOffice.
Başlıktaki soruyu tekrar soralım: Gerçekten, neyi eksik?
Korku Duvarlarını Yıkalım: “Ama Benim Dosyalarım Açılmazsa?”
En büyük ve en yaygın endişeden başlayalım: Uyumluluk. Yıllardır Microsoft Office formatlarında (DOCX, XLSX, PPTX) biriktirdiğiniz yüzlerce, belki de binlerce dosyanız var. Teziniz, iş raporlarınız, sunumlarınız, aile bütçeniz… LibreOffice’e geçtiğinizde bunların birer dijital enkaza dönüşeceğinden korkuyorsunuz.
Bu korkuyu hemen şimdi bir kenara bırakın.
LibreOffice, The Document Foundation tarafından geliştirilen ve sürekli güncellenen bir proje olarak, uyumluluk konusunu en büyük önceliği haline getirmiştir. Yıllar süren geliştirme süreci sonunda LibreOffice;
- Microsoft Word (DOCX, DOC) belgelerinizi sorunsuzca açar, düzenler ve kaydeder.
- Microsoft Excel (XLSX, XLS) tablolarınızı, formülleriyle birlikte eksiksiz bir şekilde kullanmanızı sağlar.
- Microsoft PowerPoint (PPTX, PPT) sunumlarınızı tüm animasyon ve geçişleriyle birlikte çalıştırır.
Elbette, çok karmaşık ve özel makrolar içeren veya nadir kullanılan yazı tipleriyle bezenmiş istisnai dosyalarda %100’lük bir görsel tutarlılık her zaman garanti edilemeyebilir. Ancak dürüst olalım; kullanıcıların %99’u için bu bir sorun teşkil etmez. Gündelik ve profesyonel işlerinizin tamamını, hiçbir “acaba”ya yer bırakmadan LibreOffice ile halledebilirsiniz. Sadece deneyin; en karmaşık görünen Word dosyanızı LibreOffice Writer ile açın ve sonucun ne kadar başarılı olduğuna kendiniz şahit olun.
Alışkanlıkların Konforlu Hapishanesi: “Arayüzü Farklı, Öğrenemem”
İnsan, alıştığı düzenden kolay kolay vazgeçemez. Yıllardır aynı menülerin, aynı butonların yerini ezberlediniz. LibreOffice’i ilk açtığınızda, belki birkaç düğmenin yerinin farklı olduğunu göreceksiniz. İşte bu, birçok kişinin pes ettiği o kritik an.
Ama durun! Bu, yeni bir arabaya binmek gibidir. Direksiyon aynı yerdedir, pedallar aynı işi yapar; sadece radyonun düğmesi veya silecek kolu biraz farklı bir konumdadır. LibreOffice’in arayüzü son derece modern, sezgisel ve en önemlisi özelleştirilebilirdir.
Eğer Microsoft Office’in meşhur “şerit (ribbon)” arayüzüne çok alıştıysanız, endişelenmeyin. LibreOffice size tek bir tıkla “Sekmeli Arayüz”e geçme imkânı sunar. Bu arayüz, neredeyse birebir aynı kullanıcı deneyimini size bedavaya sunar. Klasik menüleri sevenler için standart arayüz zaten hazırdır. Kısacası LibreOffice, sizi kendine benzetmeye çalışmaz; sizin istediğiniz gibi şekil alır. Sadece 15 dakikanızı ayırarak tüm temel fonksiyonların yerini rahatlıkla öğrenebilirsiniz.
“Ücretsizse Kesin Kötüdür” Önyargısı
Toplum olarak “bedava peynir sadece fare kapanında olur” sözüne inanırız. Bu yüzden bir yazılımın hem ücretsiz hem de kaliteli olabileceği fikri bize uzak gelir. İşte bu, açık kaynak felsefesini anlamakla aşılabilecek bir yanılgıdır.
LibreOffice, kâr amacı güden dev bir şirketin ürünü değildir. O, dünya çapında binlerce gönüllü yazılımcı, test uzmanı ve çevirmen tarafından tutkuyla geliştirilen bir topluluk projesidir. Arkasındaki güç, para değil, daha iyi ve özgür bir dünya arzusudur. Bu felsefe sayesinde:
- Sürekli Gelişir: Her altı ayda bir, yüzlerce yeni özellik ve iyileştirme içeren ana sürüm güncellemeleri alır.
- Güvenlidir: Açık kaynak kodlu olduğu için güvenlik açıkları topluluk tarafından çok daha hızlı tespit edilir ve kapatılır. Sizi takip eden, verilerinizi analiz eden gizli kodlar barındırmaz.
- Tam Donanımlıdır: Ücretli yazılımların “premium” veya “profesyonel” sürümlerine sakladığı birçok özellik, LibreOffice’de standart olarak ve bedavaya sunulur.
LibreOffice bir eksiklikten değil, bir fazlalıktan; yani “özgürlük” fazlalığından dolayı bedavadır.
İşte Size Tam Bir Özgürlük Manifestosu: LibreOffice + Linux
Şimdi, dijital özgürlük denkleminin son ve en önemli parçasını yerine koyalım. LibreOffice kullanarak yazılım lisans ücretlerinden kurtuldunuz. Peki ya işletim sistemi lisansınız?
Eğer bilgisayarınızı Linux işletim sistemi ile kullanırsanız (örneğin Ubuntu, Mint gibi kullanıcı dostu dağıtımlarla), işte o zaman gerçek özgürlüğe kavuşursunuz.
Linux (ücretsiz işletim sistemi) + LibreOffice (ücretsiz ofis paketi) = TAMAMEN BEDAVA BİR BİLGİSAYAR DENEYİMİ!
Bu ikiliyi birleştirdiğinizde ne mi olur?
- Sıfır Maliyet: Ne işletim sistemi ne de ofis programı için tek bir kuruş ödemezsiniz. Abonelik yok, yıllık yenileme yok.
- Maksimum Güvenlik: Linux’un virüslere karşı olan doğal direnci, sizi sürekli bir antivirüs arayışından ve endişesinden kurtarır.
- Üstün Performans: Bu ikili, eski ve donanımı zayıf bilgisayarlara bile adeta yeni bir hayat verir. Sistem kaynaklarını sömürmeden akıcı bir şekilde çalışır.
- Tam Kontrol: Bilgisayarınızın her bir parçasının nasıl çalışacağına siz karar verirsiniz. İstenmeyen güncellemeler, zorunlu özellikler veya veri toplama politikaları yoktur.
Bu, sadece bir yazılım tercihinden öte, bir felsefe seçimidir. Bu, dijital dünyanın tüketicisi olmak yerine, yöneticisi olmaktır. Bu fırsatı kaçırmak, önünüzde duran açık bir hazine sandığını görmezden gelmekle eşdeğerdir.
Ücretli işletim sistemi ve ofis yazılımı kullanarak aslında farkında olmadan borçlanıyorsunuz! Nasıl mı?
Mesela yeni bir ofis açtınız veya zaten yeni bir ofissiniz. Bir teknoloji marketinden orjinal işletim sistemine sahip laptoplar ve kasalar aldınız. Ardından ofis programını da satın aldınız. Bir süre sonra Server kasası da kullanmaya başladınız…
İşte, çok geçmeden kapınızı çalacaklar…
Önce, o teknoloji marketinden aldığınız laptopların ve kasaların faturalarında işletim sisteminin adı ve versiyonu açıkça belirtilmiyorsa lisansınız geçersiz sayılacak. Hadi, “Öderiz, ne var?” dediniz ve yeniden OS parası ödediniz. Ama sonra bir de bakacaksınız ki Server’de kullandığınız OS için yalnızca 5 kullanıcı hakkınız varmış ve ofisinizdeki tüm bilgisayarlar (Server’e bağlanmasa bile) durup dururken onbinlerce dolar borçlanacaksınız… vesaire.
Ama en baştan veya çok geçmeden bir Linux İşletim Sistemi ile birlikte Libre Office kullanırsanız sonradan kimseye borçlanmayacaksınız!
Çalışanlarınızın dırdırlarına da kulağınızı kapatıp alışmalarını bekleyin ve göreceksiniz ki “İyi ki geçmişiz patron!” diyecekler.
Sonuç: Değişimden Korkmayın, Özgürlüğü Kucaklayın!
Yazının başına dönelim ve soruyu son bir kez cevaplayalım: “LibreOffice: Neyi eksik ki bedava olmasına rağmen kullanmıyorsunuz?”
Cevap basit: Hiçbir şeyi eksik değil. Sadece sizin bir adım atma cesaretiniz eksik.
Alışkanlıklarınızın size yüzlerce, hatta binlerce liraya mal olmasına izin vermeyin. Size dayatılan standartların dışına çıkmaktan çekinmeyin. Bugün, hemen şimdi LibreOffice’in resmi web sitesine gidin ve onu indirin. Mevcut ofis programınızı silmenize gerek yok, ikisi bir arada gayet güzel çalışır.
Bir belgenizi açın. Bir tablo oluşturun. Bir sunum hazırlayın. Sadece deneyin. Kaybedecek hiçbir şeyiniz, ama kazanacak kocaman bir dijital özgürlüğünüz var.
Lütfen Dikkat! Sitemizi kaynak göstermeden kesinlikle alıntı yapmayınız!!!
- RECEP SEYHAN İLE KURMACANIN HİKÂYESİSöyleşen: Zeynep Satı YALÇIN -Türk Dili Ocak 2018 Öyküleriyle tanıdığımız Recep Seyhan’la yeni yayınlanan “Bana Hikâye Anlat-ma” adlı psikanalitik-ontolojik tahlil kitabı bağlamında Recep Seyhan öyküsünü ve kurmacanın…
- RECEP SEYHAN İLE BANA HİKÂYE ANLAT-maÖYKÜ ve ÖYKÜCÜLÜĞÜMÜZ Söyleşen: Turan İSMAİL 1- Öncelikle, Bana Hikâye Anlat-ma adlı çalışmanızla edebiyatımızın önemli bir eser kazandığını düşünüyorum. Böyle “özgün” çalışmalara çok ihtiyacımız var. Söyleşimize şu soruyla başlamak…
- BANA HİKAYE ANLAT-ma ÇERÇEVESİNDE KENDİNE YABANCILAŞMAR.SEYHAN’la BANA HİKAYE ANLAT-ma ÇERÇEVESİNDE KENDİNE YABANCILAŞMA’yı Konuştuk/Senem GEZEROĞLU Söyleşen: Senem GezeroğluRecep Seyhan’la Bana Hikâye Anlat-ma’dan Hareketle Psikanalitik-Ontolojik Edebi Metin Tahlilleri ve “Kendine Yabancılaşma”ya Dair Söyleşi 1- Öncelikle “kitabınız…
- NASIL YAZAR OLDULAR? RECEP SEYHAN ANLATIYORSorular: Türk Edebiyatı Dergisi adına Erhan GENÇ Yazmaya nasıl başladığınızı hatırlıyor musunuz? Bir hatırası var mıdır hayatınızda?Bir vesileyle benzer soru yöneltilmişti de söylemiştim. Orada söylediklerimin benzeri olacak ama burada…
- GÜNEŞİN DOĞDUĞU YERDE ÇERÇEVESİNDE SÖYLEŞİRECEP SEYHAN İLE ÖDÜL ALAN KİTABI VEÖYKÜCÜLÜĞÜ ÜZERİNE SÖYLEŞİ – Efendim, öncelikle sizi kutlamak istiyorum; Okur Kitaplığı’ndan çıkan ikinci kitabınız “Güneşin Doğduğu Yerde” ile ESKADER’in 2013 yılı…
- SÖYLEŞİ – Sorular: Yasin Taha OralRECEP SEYHAN İLE SÖYLEŞİ Sorular: Yasın Talha ORAL Yazar olmaya ne zaman karar verdiniz? + Hiç kimse ‘ben yazar olayım’ diye yola çıkmaz zannediyorum. Benim de yazar olmak…
- HİKÂYECİ, YAZAR RECEP SEYHAN İLE SÖYLEŞİSorular: Aysu KOÇ – Hayatınızdan bahseder misiniz? Recep Seyhan — Amasya Taşova doğumluyum. Annem ve babamın olduğu tek odadan ibaret bir barakada doğdum. Çocukluğum mezra gibi bir…
- RECEP SEYHAN İLE ÖYKÜYE DAİR SÖYLEŞİRECEP SEYHAN ile ÖYKÜYE DAİR SÖYLEŞİ Sorular: Yusuf Alpaslan Özdemir (TEMMUZ dergisi/38) Edebiyatın toplumun ilgi alanında olduğunu sanmıyorum; dolayısıyla olmayan bir şeyin bir niteliğinden de söz edilemez.…
- BAŞKASI“BAŞKASI” Emmanuel Levinas’ın “başkası” dediği biri var. “O” veya “diğeri” de denebilir. ‘Beriki’nin yok saydığı, onunla aynı ülkede bile bulunmak istemediği “başkası”… O eğer “başkası” ise onun…

